Türkiye Cumhuriyeti

Nürnberg Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

DİTİB Fürth İftar Programı, 01.07.2016

Sayın Belediye Başkanı,
Sayın DİTİB Fürth Başkanı,
Sivil Toplum Kuruluşlarının Değerli Temsilcileri,
Kıymetli Misafirler,
Bayanlar Baylar,

Öncelikle, böylesine güzel ve geniş katılımlı bir iftar programında sizlerle birarada olmaktan dolayı duyduğum memnuniyeti ifade etmek isterim.

Programın organizasyonunda katkısı bulunan herkese de şükranlarımı sunuyorum.

Başkonsolosluğumuz görev bölgesindeki en güzel şehirlerden biri olarak gördüğüm Fürth’ü bu vesileyle bir kere daha ziyaret etme imkânı elde etmiş olmaktan dolayı ayrıca mutlu olduğumu belirtmek isterim.

Yerel makamların böylesine önemli gün ve vesilelerde bölgedeki Türk Toplumu’nu yalnız bırakmamaları, Türk Toplumu ile dayanışma içinde olmaları takdire şayan bir yaklaşımdır.

Entegrasyon sürecine de katkı sağlayan bu duyarlı tutum nedeniyle yerel makamlara şükranlarımı sunuyorum.

Ekonomiden ticarete, eğitimden sanat, kültür ve spora, bilimden siyaset ve sosyal hayata kadar birçok alanda çıkardığı başarı örnekleriyle bugün Almanya’nın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olan Türk Toplumu’nun inançlarının temel direklerinden biri olan bu kutsal aydaki vecibelerini böylesine bir atmosfer içinde yerine getirebilmeleri ise özellikle anlamlıdır.
Cami açma, okullarda İslam din dersleri verilmesi imkanı, dinlerarası diyalog girişimleri ve yerel makamların dini vecibelerin layıkıyla yerine getirilebilmesini teminen sağladıkları kolaylıklar, bu güzel atmosferin oluşmasında önemli kilometre taşları olarak önplana çıkmaktadır.

DEAŞ terör örgütünün insanlık dışı saldırılarının da etkisiyle tekrar pompalanmaya başlanan İslamofobya ve yabancı düşmanlığına da en iyi yanıt olarak değerlendirilebilecek bu kazanımlardan dolayı hem Federal makamlara, hem de yerel makamlara şükranlarımızı sunuyoruz.

Bu değerli kazanımların, bu bağlamdaki diğer talep ve beklentilerin de mümkün olan en kısa süre içinde karşılanacağına karine teşkil ettiğine inanıyorum.

Bu vesileyle, bu olumlu ve yapıcı atmosferin ortaya çıkmasında stratejik ortak, NATO çerçevesinde de müttefik iki ülke olan Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkilerin ve işbirliğinin düzeyinin de önemli rol oynadığını teslim etmek gerektiğini vurgulamak isterim.

Ancak, hem Türk Toplumu, hem de Türk-Alman ilişkileri bakımından böylesine olumlu bir süreçte, Federal Parlamento’nun almış olduğu sözde soykırım kararı, bizleri ve Almanya’daki Türk Toplumu’nu derinden üzmüş, sarsmıştır.

Birinci Dünya savaşının son derece zorlu koşulları altında Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Müslüman ve Hıristiyan toplulukların birlikte maruz kaldıkları ortak acıların "soykırım” olarak tanımlanmasının kabul edilmesi tabiatıyla mümkün değildir.

Türk Toplumu’nun bu gelişmeye karşı demokratik tepkisini ortaya koymasını da bu tespit çerçevesinde değerlendirmek gerekir.

Ancak, tepkilerin yasal sınırlar içinde kalması zorunludur ve hepimizin ortak beklentisidir.

Türk-Alman ilişkilerinin bu dönemi daha fazla zarar görmeden atlatmasını ümit ettiğimi bu vesileyle ayrıca vurgulamak isterim.

Bu duygu ve düşüncelerle, huzurlu ve mutlu bir Ramazan ayı geçirmenizi temenni ediyor, Ramazan ayının insanlık ailesine barış, huzur ve saadet getirmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.