No: 312, 11 Ekim 2017, Bm Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki İyi Niyet Misyonu Hakkında Yayımlanan 28 Eylül 2017 Tarihli Raporu Hk.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı 11.10.2017

BM Genel Sekreteri’nin, Kıbrıs’taki İyi Niyet Misyonu’na ilişkin olarak Mayıs 2015 - Ağustos 2017 dönemini kapsayan 28 Eylül 2017 tarihli raporunun nihai metni, 10 Ekim 2017 tarihinde yayımlanmıştır.

Kıbrıs Konferansı’nın geçtiğimiz Temmuz ayında sonuçsuz kalmasıyla sona eren kapsamlı müzakere sürecine dair gerçekleri açık bir şekilde yansıtmadığı görülen rapor bu haliyle beklentilerimizi karşılamaktan uzak kalmakla birlikte, yaşanan tüm gelişmelere tanık olan Genel Sekreter’in raporunda yer verdiği bazı tespitler uluslararası kamuoyu tarafından dikkate alınmalıdır.

Bu çerçevede Genel Sekreter’in, sürecin son aşamasında yaşananlara atıfta bulunarak, “müzakerelerin sonuçlandırılması için siyasi irade, cesaret ile kararlılık, karşılıklı güven ve ilgili tüm tarafların önceden değerlendirilmiş riskleri almaya hazır olmaları gerektiğine kanaat getirdiğini” vurgulaması not edilmektedir.

Genel Sekreter’in bu ifadelerle Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafını kastetmediği açıktır. Zira, Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Konferansı’na giden süreç boyunca ve Konferans’ın Crans-Montana oturumu dahil tüm aşamalarında Güvenlik ve Garantiler başlığına ilişkin “sıfır asker, sıfır garanti” seklinde özetlenebilecek, gerçekçi olmayan yaklaşımından asla vazgeçmemiştir. Ada’da kurulmasına çalışılan yeni ortaklık devletinin işleyişine dair bazı temel noktalarda dahi herhangi bir yapıcılık sergilememiştir. Bu nedenle, raporda yer alan, “anlaşmaya çok yaklaşıldığına” dair ifadeleri de anlamak güçtür.

Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs meselesinin Ada’daki her iki halkın asli kurucu iradelerini, siyasi eşitliklerini ve Ada’nın ortak sahibi olmalarını temel alan, müzakere edilmiş, adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözüme kavuşturulması için siyasi irade göstererek, cesaretle ve kararlılıkla çaba sarf etmiştir. Buna, sürece dahil olan ya da yakından izleyen tarafların da şahit olduklarını düşünüyoruz.

Rum tarafı ise müzakerelerde göstermesi gereken siyasi iradeyi sergilememiş, Kıbrıs Konferansı’nda da bu tutumunu sürdürmüştür. Rum tarafının son olarak Crans-Montana’daki uzlaşmaz tutumuna tüm taraflar şahitlik etmiştir. Kıbrıs Rum tarafı ayrıca, süreç içinde ilkesel olarak üzerinde anlaşılmış uzlaşıları dahi son aşamayı teşkil eden Kıbrıs Konferansı boyunca yeniden tartışmaya açmış, müzakere süreci devam ederken, iç siyasi saiklerle “enosis” gibi Kıbrıs sorununun nedenini oluşturan bir konuda parlamento kararı çıkararak, müzakere masasındaki güven duygusunu aşındıran taraf olmuştur. Ada’da güven artırıcı önlemler kapsamında iki lider arasında üzerinde anlaşılan adımların atılmasında ayak direten yine Rum tarafı olmuştur. Rum tarafı esasen Kıbrıs Konferansı’ndan önceki dönemde de süreci defaatle akamete uğratmış; bu yetmiyormuş gibi ayrıca Kıbrıs Konferansı’nın Crans-Montana oturumunda, hassas müzakerelerin sürdürüldüğü bir ortamda, müzakere usulleriyle ve iyi niyetle bağdaşmayan bir şekilde gizli belgeleri birden fazla defa basına sızdırmıştır.

Gelinen bu noktada, Kıbrıs Türk tarafının, bu son süreç de dahil olmak üzere yarım yüzyıldır süren çözüm çabalarında daima iyi niyet, kararlılık ve yapıcılık sergilemiş olmasına rağmen, adeta, 2004 yılında olduğu gibi cezalandırılmaya devam edilmesi kabul edilemez niteliktedir. Evvelki süreçlerin ardından Kıbrıs Türk tarafına verilen sözlerin tutulmadığının unutulması mümkün değildir. Kıbrıs’ta Rumlarla barış ve ortaklık içinde bir arada yaşayabilmek için her türlü gayreti göstermiş bulunan Kıbrıs Türk halkına uygulanan insanlık dışı izolasyona artık son verilmesinin, Kıbrıs Türklerinin uluslararası toplumla temaslarının önüne getirilen haksız engellerin artık kaldırılmasının zamanı gelmiştir. Çözüm yolunda gayret sarfeden tarafın cezalandırılması, çözümü engelleyenin ödüllendirilmesi sözkonusu olmamalıdır.

Genel Sekreter’in tüm taraflara Temmuz ayında yapmış olduğu ve raporunda da yinelediği çağrı doğrultusunda, önümüzdeki döneme yönelik olarak atılabilecek adımlar konusunda Kıbrıs Türk tarafıyla değerlendirmelerimiz devam etmektedir. Kıbrıs Türklerinin maruz kaldığı kabul edilemez nitelikteki izolasyonun önümüzdeki dönemde sürüp sürmeyeceği, sözkonusu değerlendirme sürecimizde hiç şüphesiz belirleyici olacaktır.

Türkiye, Kıbrıs sorununa sürdürülebilir bir çözümü, hem Doğu Akdeniz’de istikrarın güçlendirilebilmesi açısından, hem de ilgili taraflara sağlayabileceği çok yönlü çıkarları gözönünde tutarak samimiyetle desteklemektedir. Böyle bir çözüm için yapıcı katkılar sağlamaya devam ederek, çabalarımızı kararlılık ve iyi niyetle sürdüreceğiz. İlgili tarafları, bu doğrultuda gerçekçi ve yapıcı bir tavır sergilemek suretiyle, üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye davet ediyoruz. Öte yandan, çözüm süreci önümüzdeki dönemde hangi şekli alacak olursa olsun, katkılarına daima önem atfettiğimiz BMGS’nin hizmetlerini sunmaya devam etmeye hazır bulunmasını olumlu karşılıyoruz.

Pazartesi - Cuma

08:30 - 12:00 / 08:00 - 12:00

08:30 - 12:00
24.12.2018 24.12.2018 Noel Arifesi
25.12.2018 25.12.2018 Dini Tatil (1. Noel Günü)
26.12.2018 26.12.2018 Dini Tatil (2. Noel Günü)
31.12.2018 31.12.2018 Yılbaşı
1.1.2019 1.1.2019 Yeni Yıl
5.3.2019 5.3.2019 Karnaval
19.4.2019 19.4.2019 Paskalya Arifesi
22.4.2019 22.4.2019 Paskalya
1.5.2019 1.5.2019 İşçi Bayramı
30.5.2019 30.5.2019 Hz. İsa'nın Göğe Yükselişi
4.6.2019 4.6.2019 Ramazan Bayramı (1. Günü)
10.6.2019 10.6.2019 Küçük Paskalya
20.6.2019 20.6.2019 Yortu Bayramı
15.7.2019 15.7.2019 Demokrasi ve Milli Birlik Günü
3.10.2019 3.10.2019 AFC Milli Günü
29.10.2019 29.10.2019 Cumhuriyet Bayramı
1.11.2019 1.11.2019 Dini Tatil
24.12.2019 24.12.2019 Noel Arefesi
25.12.2019 25.12.2019 1. Noel Günü
26.12.2019 26.12.2019 2. Noel Günü
31.12.2019 31.12.2019 Yılbaşı